Tarihin en ünlü casuslarından Çiçero: Ankara’da büyükelçinin uşağıydı, Nazilerden aldığı 300 bin sterlin sahte çıktı
İkinci Dünya Savaşı’nın en çok konuşulan casusluk hikayelerinden biri Ankara’da yaşandı. 1943’te İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Sir Hughe Knatchbull-Hugessen’in yanında uşak olarak işe başlayan Elyesa Bazna, elçinin elindeki gizli belgeleri fotoğraflayıp Nazi Almanyası’na sattı. Tarihe “Çiçero vakası” olarak geçen olayın en ironik tarafı ise savaştan sonra ortaya çıktı: Almanların Bazna’ya ödediği paranın büyük kısmı sahteydi.

Priştine’den Ankara’ya uzanan hayat
Bazna, 1904’te o dönem Osmanlı toprağı olan, bugün Kosova’nın başkenti Priştine’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aile, 1918’de Priştine’nin Sırplar tarafından işgal edilmesiyle İstanbul’a göç etti.
Daha sonra Ankara’ya yerleşen Bazna, burada farklı büyükelçiliklerde şoför olarak çalıştı. İngiliz Büyükelçiliği’ne girişi 1943’te gerçekleşti ve kısa sürede büyükelçinin en yakınındaki çalışanlardan biri haline geldi.
Banyo sırasında masaya bırakılan anahtarlar
Bazna’nın elçinin evrakına nasıl ulaştığı, hikayenin en çok anlatılan bölümlerinden biri. Bazna, büyükelçinin banyosunu hazırlarken elçinin anahtarlığını yatak odasındaki masaya bıraktığını fark etti ve anahtarların kopyasını çıkardı. İşini kolaylaştıran bir başka etken de vardı: Knatchbull-Hugessen, daha güvenli olan elçilik binası yerine konutundaki çalışma odasında çalışmayı tercih ediyordu.

Büyükelçi, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü için verilen resepsiyona katıldığı sırada Bazna, kopya anahtarlarla elçinin masasındaki kırmızı belge kutularını açtı.
Film rulosu başına 15 bin sterlin
Bazna, ilk fotoğrafları çektikten sonra 26 Ekim 1943’te Alman Büyükelçiliği’nin kapısını çaldı. Pazarlık sonunda ilk iki rulo için 20 bin sterlin istendi, sonraki her rulonun fiyatı ise 15 bin sterlin olarak belirlendi.

“Çiçero” kod adı da bu süreçte ortaya çıktı. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen, ilk belgeleri o kadar değerli buldu ki casusa, Romalı hatip Çiçero’nun adını verdi. Von Papen gizliliği korumak için bu kod adını Bazna’nın kendisinden bile sakladı.

Bazna’nın Almanlara ulaştırdığı belgeler arasında Türkiye üzerinden Sovyetler Birliği’ne gönderilen askeri yardımlar, İngilizlerin Ege’deki operasyonları ve İngiltere’nin Türkiye’yi savaşa sokmak için yaptığı baskılar gibi kritik bilgiler yer alıyordu.
Berlin casusuna güvenmedi

Ele geçen belgelerin değeri büyüktü, ancak Nazi yönetimi bu fırsatı değerlendiremedi. Berlin’deki yetkililer Çiçero’ya güvenmedi ve bilgilerin büyük bölümünü dikkate almadı. Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, Hitler’i Bazna’nın ikili oynayan bir casus olduğuna inandırdı.
Operasyonun sonu yine bir büyükelçilik çalışanının elinden geldi. Alman Büyükelçiliği’nde sekreter olarak çalışan Cornelia Kapp aslında ABD için çalışıyordu ve raporlarında Bazna’ya dair şüphelerini aktardı. Bazna’nın belge fotoğraflaması Ekim 1943’ten 1944’ün ilk aylarına kadar sürdü.
Türk istihbaratı iddiası

Türk basınında zaman zaman Bazna’nın aslında Türk istihbaratı adına çalıştığı da öne sürülüyor. Bu iddiaya göre Bazna’nın faaliyetleri, dönemin istihbarat teşkilatı Milli Emniyet Hizmeti’nin (MAH) bilgisi dahilinde yürüyordu. Ancak iddia belgelerle kanıtlanmış değil. Konuyu inceleyen tarihçiler de Bazna’ya dair neredeyse her bilginin şüpheyle karşılanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Hollywood’dan Türk sinemasına

Çiçero’nun hikayesi beyaz perdeye de taşındı. Alman ataşe Ludwig Carl Moyzisch’in “Operation Cicero” kitabından uyarlanan 1952 yapımı Hollywood filmi “5 Fingers”ta Bazna’yı James Mason canlandırdı.
Serdar Akar’ın yönettiği, Erdal Beşikçioğlu’nun başrolde yer aldığı “Çiçero” ise Ocak 2019’da vizyona girdi.
Bu hafta sonu bu öyküyü merak edenler için izlenecek bir film önerisi olabilir. Çiçero platform ve internette hala en çok izlenen uluslararası yapımlar arasında yer alıyor….