Fırıncılığa 14 yaşında bir pide ve lahmacun dükkanında çalışarak giriş yapan 24 yaşındaki Mert Baykara, kendini geliştirerek yaklaşık 45 çeşit ekmek yapmayı başardı. Bayburt’un zorlu kış koşularından uzaklaşırken fırın ateşiyle tanışan Baykara, mesleğinde geçirdiği yaklaşık on yıl içinde beyaz ekmeğin yanı sıra poğaça, simit ve kuru pasta üretiminde de ustalaştı.
Fırıncılık kariyerine bir arkadaşının yardımıyla başlayan Baykara, bu alana yönelmesinde Bayburt’un soğuk ikliminin etkili olduğunu ifade etti. Sıcağı sevdiği için fırında çalışmayı tercih ettiğini belirten Baykara, 14 yaşında başladığı meslekte ilk birkaç geceden sonra işine devam ettiğini ve zamanla bu alana tutunduğunu vurguladı.
Mesleğinde 11. yılına yaklaşan Baykara, “Ben bu işe 14 yaşında, pide ve lahmacun salonunda başladım. Bu işe başlamamın sebebi soğuğu sevmememdi. Bir arkadaşım aracılığıyla bu yola girdim. Bayburt kış şehri olduğu için sıcağı seviyordum; soğuktan kaçıyordum. Fırına gidip işe başladım. İlk birkaç gece çalıştıktan sonra bu işi bırakmadım. Bu mesleği seviyorum” dedi.
Kendini geliştirmek adına farklı şehirlere gitti
Fırıncılıkta kendini ilerletmek için şehir dışına çıkan ve İstanbul gibi büyük şehirlere giden Baykara, çeşitli ekmek türlerini ve üretim yöntemlerini öğrenmeye gayret ettiğini söyledi. Özellikle sağlık açısından tercih edilen ekmekleri tanıdığını belirten Baykara, öğrenme sürecinde kendisini farklı alanlarda da geliştirdiğini kaydetti.
Gece fırında çalışırken gündüzleri de unlu mamuller üzerine çeşitli işler yaparak deneyim kazandığını dile getiren Baykara, beyaz ve renkli ekmeğin yanı sıra poğaça, simit ve kuru pasta yapımını öğrendiğini aktardı. Mesleğinde kendini geliştirmek için gösterdiği çabayı anlatan Baykara, “Kendimi geliştirdim; şehir dışına çıktım. İstanbul’a ve büyük şehirlere gittim. Buralarda çeşitli ekmekleri, insanlara sağlık açısından daha faydalı olanları gördüm. Öğrenmeye çabaladım; sadece ekmek yapmakla kalmadım. Gece fırında çalışıyorsam gündüz başka işler yaptım ki bunlar hep unlu mamuller üzerineydi. Beyaz ekmeği, renkli ekmeği, poğaçayı, simidi ve kuru pastayı öğrenmeye çaba gösterdim” şeklinde konuştu.
“Meslek edinmeyi bir okul gibi gördüm”
Meslek edinmeyi bir okulda eğitim almak gibi değerlendiren Baykara, zanaat öğrenmenin emek harcayarak kariyer oluşturmak anlamına geldiğinin altını çizdi. İnsanların okuyarak ilerlemesi ile çalışarak meslek edinmesini benzer şekilde değerlendiren Baykara; sürekli öğrenmenin ve bildiklerinin üzerine yenilerini katmanın önemine dikkat çekti.
Çalışarak yaklaşık on yılını mesleğine adadığını kaydeden Baykara, “Bir meslek edinmeyi bir okul misali gördüm. Bir insanın okuyarak güzel yerlere gelmesi veya kariyer yapması neyse zanaat öğrenmek de aynı şeydir; bunu çalışarak başarmak çok değerlidir. Çaba göstermek; bildiklerinin üstüne yeni bilgiler katmak önemli şeylerdir. Çalıştım ve on senemi verdim” ifadelerini kullandı.
45’e yakın ekmek çeşidi üretiyor
Yaklaşık on yıllık meslek hayatında birçok farklı ekmek türü üzerinde çalışan Baykara, bugün kendi elleriyle 40-45 civarında ekmek hazırladığını belirtti. Üretimlerini beyaz ve renkli ekmek olarak iki grupta değerlendiren Baykara, yaptığı ekmeklerin hem tat hem de sağlık bakımından değişik özelliklere sahip olduğunu söyledi.
Ekmek çeşitlerinin oldukça fazla olduğunu dile getiren Baykara, “Şu an yaklaşık 40-45’e yakın kendi ellerimle ekmek çıkarıyorum; bu rakama ulaştım. Bu tabii ki beyaz ve renkli ekmek olarak ikiye ayrılıyor. Yaptığım ekmekler arasında sağlık açısından faydalı olanlar da var; lezzet açısından ön plana çıkanlar da mevcut. Bunlar yapmakla ya da saymakla bitmeyecek” sözlerini kullandı.